Faydalı Bilgiler

 

Şu ÇAVDIR'ın Hanları

 

     Eşkiyalığın meşhur olduğu ve devlet otoritesinin zayıf olduğu dönemde Rıza ve Ali adında iki eşkiya bulunmaktadır.Bu iki eşkiya bir anlamda yörede hak dağıtan, fakirin yanında zalimin de karşısında durmuşlardır. Bu yönleriyle halkın da desteğini almışlardır.Öldürdükleri insanlar kötü insanlar olarak bilinirdi.Ancak devlet otoritesinin olduğu bir yerde eşkiyalığa izin verilemeyeceğinden Zaptiye Çavuşu Feridun Bey de bu eşkiyaları tutuklamak istemektedir.Halk bir zaman bu iki eşkiyaya yardım ederek kolluk kuvvetlerinin eline düşmelerine izin vermemiştir.Ancak bir zaman sonra kıstırılan iki eşkiya Feridun Bey tarafından öldürülür.Halk bu olaya üzülerek bu türküyü yakmış ve dilden dile günümüze kadar gelmesini sağlamıştır.
 

Sözleri
                                       
Şu Çavdır’ın hanları
Aman ışıldıyor camları
Kör olası Feridun Bey
Aman nasıl kıydın canları

 

Alıverin filintamı oymadan
Öldürdüler gençliğime doymadan
Keklik olsam kaya gibi eşerdim
Bekar olsam kız peşine düşerdim

 

Ardıç arasında biter naneler

İnce belli kız doğurmuş anneler

Alıçlıdır engin dağlar alıçlı

Beyler gitti karakola danıştı.

 

Şu Çavdır'ın bükleri
Aman ötüşür keklikleri
Hiç aklımdan gitmiyor
Aman Rıza'nın dedikleri.

 

Alıverin filintamı oymadan
Öldürdüler gençliğime doymadan 

 

Şu Çavdır'ın hanında

Aman Karaköylüm yanımda

Alacağın mı vardı?

Aman Sarı Ahmed'in hanında.

 

Doldur doldur Karaköylüm  içelim

Yollar verin şu Çavdır'dan geçelim.

 

 


 

 

YÖRESEL YEMEKLERİMİZ

 

Ayva Kompostosu     

                           Ayva Kompostosu                         Bulgur Pilavı 

 

     

                         Francala Ekmek-Pide                      Gözleme Yapımı

 

      

                         Kışlık Yiyecekler                              Soğan Dolması

 

     

                           Mercimek Çorbası                        Tandır Kebabı

 

     

                           Karışık Sarma                               Kabak Tatlısı

 

      

                                   İçli Turşu                             Gözleme Yapımı

 

 

     

Keşkek                                Kışlık Yiyecekler

 

     

Komposto                            Yufka Ekmek

 

     

Bazlama                            Geleneksel Pide

 

     

                                      Saç Kavurma                           Burdur Şiş

 

     

Tarhana Çorbası                         Soğan Dolması

 

 

 

 ADETLER VE TÖRENLER
 
Doğum:
 
      Doğumu eski yıllarda,köylerdeki ve kasabalardaki kadınlar ve ebeler yaptırmaktadır. Şimdiki zamandaki gibi sağlık hizmeti veren kuruluşlar ve tıbbi malzemeler yoktu. Yakın akrabalar doğum yapan ailenin evinde yardımcı olmak amacı ile belirli süre kalırlar. Doğum sonrası akrabalar,ziyarette bulunurlar. Çocuğa çeşitli hediyeler getirirler. Yıllar önce, uzun süre erkek çocuğu olamayan  ailelere,veya  ilerleyen yaşlarda çocuğu olan ailelere "kütük atma" adında bir tören yapılırmış. Bu tören   ormandan  eski deyimle bir yük meşe odunu edilir. Çocuğu olan aileye,köyün erkekleri,davul ve zurna eşliğinde gidilir. Ev sahibi tarafından çerez ikram edilirmiş.
Çocuğun Göbeğinin kesilmesi:
 
       İlk önce. çocuğun göbeğinin  çocuktan tarafının dibinden iyice bağlanır. Daha sonra geri kalan kısmı kesilir.
Çocuğun  göbeği düştükten sonra ,kuruyup düşen göbek  bir beze sarılarak  çocuğun olması istenilen meslekle ilgili bir yere gömülür.(Okuması isteniyorsa okula vb.)    
 
Ad  Koyma:
 
      Doğan çocuklara genellikle kadının veya  erkeğin annelerinin ya da babalarının adı verilir. Ailede kadın veya erkek  arasında bu konularda sık sık  tartışmalar  yaşanır. Verilecek isim kararlaştırıldıktan sonra  çocuğun kulağına ezan okunur,ismi kulağına  üç defa söylenir.
 
 Tuzlama:
 
        İlk önce şeker şerbeti yapılır. İçine; gül (çok ince) karanfil, bahar şeker,ılık su koyulur ve karıştırılır. Şerbet (tuzu  yapıştırdığı için kullanılır) sürülür. Az miktarda tuz  sürülür. Çocuğun  ağzına şeker veya bal sürülür. Bir iki saat sonra yıkanır. Yapılan bu işlem,çocuğun teninin kokmaması için ve ilk deri değişiminin gerçekleşmesi için yapılır.  
 
Kırk Çıkarma:
 
         Pınardan veya bir ırmak kenarından kırk tane taş toplanır. Yıkanılacak suyun içine konulur. Bir yumurta delinir. Kırk kez  bu yumurta ile su koyulur .Çocuk  ve annesi bu su ile yıkanır. Aynı su  evin  her bölümüne serpilir. Aynı sudan  bir kısmı genellikle çocuğun  iyi büyümesi, neslinin sürmesi amacıyla asma dibine dökülür.
Bazı köylerde ise geriye kalan su ayak basmayacak bir yere veya bir akarsuya dökülür. 
 
Diş Hediği(Diritmesi)
 
         Çocuğun ilk dişinin çıkmasından sonra yapılır. Çocuğun ilk çıkan dişini ilk defa gören kişi çocuğa hediye alır. Diritmenin içerisine buğday, fasulye, mısır ve nohut konulur. Pişirildikten sonra  içerisine ceviz konularak yenilir. Komşulara  dağıtılır. Pişirilen buğdayların  bir kısmı bir ipe Araya nazar boncuğu konularak dizilir ve çocuğa asılır. Çocuğu önüne çeşitli eşyalar konulur, çocuk hangi eşyayı alırsa  çocuğu o mesleği seçeceğine inanılır.
 
Sünnet:
 
       Erkek çocuklar genellikle 3-4 yaşlarında sünnet işini yapan kişilere son yıllarda sağlık memurları ve doktorlara  yaptırılmaktadır. Genellikle yakın akrabalara davet şekline yapılır. Sünnet olan  çocuğa sünnet sonu hediye verilir. Hediyeler altın şeklinde olur.
 
Okula Başlama:
 
        Özellikle okula başlayan çocukların ilköğretime başlayacakları yıl daha heyecan vericidir. Okula başlamadan önce bütün ihtiyaçlar alınır. Önceleri "Eti senin, kemiği benim" anlayışı eğitim sistemi ve kişilerin anlayışlarının değişmesi nedeniyle  yerini daha iyi bir eğitim anlayışına bırakmıştır.
 
Askere gitme:
 
         Askerlik insan hayatında bir dönüm noktası ve olgunlaşma dönemi olarak kabul edilir. Askere gitmeden önce asker aileleri diğer askerlere ve çevreye yemek daveti verir. Mevlüt  okutulur. Bazı  yerleşim yerlerinde askere  gidecek gençlerin eline kına yakılır. Çevre halkı askere gidecek ailelere ziyarette bulunur. Bazı yerlerde yiyecek ekmeği olsun diye yufka ekmeği yapılır iyice kurutulup bir yerde saklanır. Askere gidilecek gün bütün askerler toplanır,uğurlama töreni yapılır. Gençlerin cebine harçlık konulur.  
 
Kız İsteme:
 
           Kız isteme töreninden önce kız ve erkek kendi aralarında veya bir aracı ya da bir aracı vasıtası ile tanışmışlarıdır. Genellikle  kadınlar kız istenilecek günü belirler. Bu çoğunlukla  dernek  günü  akşamı olur. Aile büyükleri kız evine giderler. Hal hatır sorulup biraz sohbetten sonra ziyaret sebebi belli olsa da "Allah'ın emri, peygamber efendimizin kavli ile kızınızı, oğlumuza  istiyoruz"denilir. Kız tarafı bu evliliğe taraf ise "biraz düşünelim, bir de kıza soralım"diyerek süre ister. Kız tarafında gelen misafirlere kahve ikram edilir. Eğer bu evliliğe olumlu bakmaz ise "kızın yaşı küçük"diyerek hayır cevabı vermiş olur. Kız evi  olumlu cevap vermiş ise başka bir gün tekrar gelmek üzere müsaade alınır. "Kız evi naz evi"düşüncesi hakimdir. İlerleyen günlerde kıza alınacak altın ve takılar üzerine konuşmalar yapılır. Takı olarak bilezik, gerdanlık, kolye, yüzük vb. alınması karara bağlanır. Altın yüzünden "söz kesiminin " taraflar arasında sona erdiği bile görülür. Söz kesildikten sonra, kız tarafı çeyiz hazırlıklarına başlar. Yıllar önce "çeyiz" kızların  el emeği göz nuru hazırladıkları dantel, nakış, para kesesi, yün çorap vb. iken günümüzde bunların çoğunun yerini mobilya ve beyaz eşya almıştır.
 
Evlenme:
 
          Genel anlayış, erkeğin askerden sonra evlendirilmesidir. Tarımın başlıca geçim kaynağı olan yerleşim  yerlerinde askerden önce evlilik olayına  sık sık rastlanır. Kız isteme, nişan ve düğün  arası, kız tarafı ile oğlan tarafının  arası bozulur düşüncesi ile pek uzun tutulmaz. Düğün tarihleri kız ve oğlan taraflarının anlaşması   ile belirlenir. Çoğunlukla yaz mevsimi tercih edilir. Düğünden önce gelin ve yakınları için giyecek alınır. Buna "pusat" adı verilir. Düğün başlamadan önce, halka ve  yakınlara "oku" adı verilen davetiyeler dağıtılır. Oku;havlu, sabun, mendil, gömlek, atlet, elbiselik kumaş şeklinde olur. Davetliler düğün boyunca  düğün evine giderler. Oku karşılığı da okuya göre belirlenir. Davetliler davul-zurna ile karşılanır. Hazırlanan yiyecekler ikram edilir. Keşkek düğünlerin vazgeçilmez yemeğidir. O kadar ki ; Düğün ne zaman olacak? Sorusu yerine, "Keşkeği ne zaman yiyeceğiz?”diye sorulur. Düğün birinci gün unduz, ikinci gün çeyiz, üçüncü gün gelin alma olarak adlandırılır.
İlk gün  kız evine çeşitli eşyalar ( un,tuz,bir kay yatak,kınalık  keçi,odun) davul zurna eşliğinde götürülür. İkinci gün çeyiz olarak adlandırılır. Gelin adayı kızın hazırlamış olduğu bütün eşyalar iplere asılarak sergilenir. Bu sırada  kadınlar ve erkekler ayrı yerlerde eğlence yaparlar. Aynı günün akşamı kız evine tekrara gelinir. Kadınlar  gelinlik kızın eline, saçlarına ve ayaklarına kına vururlar. Gelin kız elinin kınası ile bulundukları odanın duvarına elinin kınası ile iz bırakır. Bu el izi uzun yıllar kalır. Kızın  yakın arkadaşları ve akrabaları tarafından "yas" söylenir. Kına işi bitirdikten sonra kadınlar kendi aralarında eğlence yaparlar. Şimdiki müzik aletleri yok iken kadınlar bakırdan yapılmış leğenleri çalarak yörenin  oyunları oynarlar. Erkekler  kendi aralarında daha önceleri "maşala" adı verilen eğlenceler yapılır. Eğlence alanına  ateş yakılır. Bu eğlencelerde "kız kaçırma" oyunu oynanır. Bu oyunda bir veya birkaç erkeğe kadın kıyafeti giydirilir. Yöre müziği eşliğinde  oyun oynanırken diğer erkekler kızı kaçırmaya uğraşır. Oyun oynanan alanı belirlemek amacıyla bir kişi bir heybeye kül doldurur, alana giren kişilerin  üzerine serper. Müzik aletleri olarak cura, sipsi ve bağlama kullanılırken şimdi bunların yerini elektronik müzik aletleri almıştır. Bu eğlence  gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam eder. Kızın yakın arkadaşları gelin kız ile birlikte kalırlar.
   Üçüncü gün, "gelin alma" adı ile anılır. Kuşluk vakti, kız tarafının oğlan tarafı için almış olduğu  hediyelik giyecekler bir heybeye konularak  kız  yengesi  tarafından oğlan evine götürülür. Gelen bu kişiler  davul zurna ile karşılanır. Getirilmiş olan  bu heybe, oğlan evi ve kız evinde bulunan kişilerle pazarlık edilerek anlaşılan paraya satılır. Yemek ikramından sonra  kız evinden gelen kişiler  geriye dönerler.
     Öğleden sonra oğlan tarafı kız evine kızın çeyizlerini almak için kız evine giderler. Kız evinde erkekler davul zurna eşliğinde oynarken oğlanın yakınlarından bir kişide kızın çeyizlerini almak içi çeyizlerin bulunduğu odaya girmek ister fakat, kızın yakınlarından birisi kapıyı tutar diğeri de kızın çeyiz sandığının üzerine oturarak bu eşyaları vermek istemez uzun pazarlıklardan sonra kapı açılır ve sandık verilir. Tüm çeyizler arabaya yüklendikten sonra kız  tarafı kızın evini hazırlamak için oğlan tarafına gelir. Kızın evi yerleştirilir. 
     Genellikle İkindi Ezanı'ndan sonra "Sağdıç durma" olayı gerçekleştirilir. Sağdıç Durma olayında; Damat ve sağdıcı yere serilen bir kilim yada hasır üzerine çıkarak yan yana dururlar. Köy imamı duada bulunur ve damadın yakınları küçük takılar takarlar. Bu iş bitince gelin almaya gitmek için hazırlıklar hızlandırılır. Arabalar süslenir, diğer arabalara ise poçu takılır. Davul zurna ve arabalarla kız evine gelin almaya çıkılır. Korna sesleri eşliğinde kız evine varılır.
     Gelin arabadan indirilmeden önce gelin arabasını getiren kişi damattan para ister. Dua okunduktan sonra  gelin kaynana tarafından indirilir. Gelinin boynuna bir yazma takılıp onunla götürülür. Gelin eve girerken evin kapısına parmağı ile yağ sürer. Kaynana  kapıda yere uzanır. Gelin onu kaldırır. Gelinin kucağına bir çocuk verilir. Bunlar  gelinin söz tutması, geçiminin iyi olması kaynanasının sözünü tutması için yapılır.
 Düğünün ertesi gün gelin akrabalar tarafından ziyaret edilir. Gelin tarafından kahve ikram edilir ve oyun oynanır.
 
Ölüm:
 
        Bir kişi öldüğü zaman yakın akrabaları tarafından ölenin arkasından bu dünyada yaptıkları, yapamadıklarını anlatan(yaşına, cinsiyetine göre) ağıt yakılır. Cenaze imam tarafından  veya ehil bir kişi tarafından yıkanır. Önceden  hazırlanmış kefen sarılır. Kefenin içerisine bir tel ak saç, gül kurusu ve zem-zem suyu serpilir. Buhur yakılıp üzerinde gezdirilir. Bu  işler yapılırken bir taraftan da gelenlere ikram edilmek üzere yemek hazırlanır.
Cenaze töreninden sonraki günlerde "baş sağlığı" dileğinde bulunmak amacı ile eve ziyarete gidilir.